B 5 VİTAMİNİ İLE PREEKLAMPSİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?Op. Dr. Mesut Taşkeli Oluşturuldu: 2017-04-10 09:52:14
Görüntü Sayısı: 1127

B 5 VİTAMİNİ İLE PREEKLAMPSİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?

Gebelik esnasında ortaya çıkan hipertansiyona, ödem(şişme) ve proteinüri ( idrarda protein kaybı) eklenirse bu duruma preeklampsi adı verilir.

B 5 VİTAMİNİ İLE PREEKLAMPSİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?

Preeklampsi tablosu şiddetlenirse ağır preeklamsi, kasılmalı nöbetler eklenirse de eklampsi denilen tablolar oluşur.

Preeklampsi- ağır preeklampsi- eklampsi tablosu, hem anne hem de bebek için büyük sorunlar doğuran tablolardır. Anne ve bebeklerinde yaşam kayıplarına kadar varan sonuçlara sebep olabilmektedir.

Tüm gebeliklerin %3-7’sinde görülür. Ağır preeklampsiye %1’den az, eklampsiye %0,1 oranında rastlanır.

Şu durumlarda preeklampsi görülme oranları artmaktadır;

  • Önceli gebekliklerde preeklampsigeçirilmesi
  • Ailede bu hastalık öyküsünün olması
  • İlk gebelikler
  • Siyah ırk
  • Çoğul gebelikler (ikiz, üçüz …)
  • Obezite (şişmanlık)
  • Polihidramnios (bebeğin suyunun fazla olması)
  • Molar gebelik, genç yaş olması, kalıtım

Preeklampsinin nasıl oluştuğuna dair pek çok neden ortaya atılmıştır, ancak bunların hiçbirisi kesinlik kazanmamıştır.

Bu hastalıkta, damarların iç yüzeyini döşeyen ve endotel adı verilen damar içi tabakanın hasarı, bu hasar sonucunda gelişen olaylar sonucu oluşan tüm vücuttaki damar sisteminin vazokonstriksiyonu (kasılması) sonucunda tansiyon yükselmesi, ödem ve proteinüri ortaya çıkmaktadır.

Preeklampsinin anne ve bebek sağlığı için tehlikeli bir hastalık olması nedeniyle, bu hastalığın önlenmesi konusunda çok fazla çalışma yapılmaktadır.

Bu çalışmalarda preeklampsi gelişme ihtimali yüksek olan hastalar bazı tetkikler ve muayeneler sonrası (kenin olmamakda beraber) belirlenmekte ve bu hastalarda preeklampsinin gelişmesini önlemek amacıyla çeşitli ilaçlar ve mnumalar kullanılmaktadır.

Bunlar arasında aspirin, kalsiyum, antioknidan vitaminlerin kullanımı, tuz kısıtlamaları, diyet değişikleri vardır. Ancak preeklampsinin nedeninin tam olarak açıklanamamış olması nedeniyle, önlemi olacak tedavi veya uygulamayı bulmak bugüne kadar mümkün olmamıştır.

  • DÜŞÜK DOZ ASPİRİN: Gebelerde 300 mg’ın altında dozlarda aspirin kullanılmasıdır. Trombosit kümeleşmelerini önleyerek pıhtılaşmayı oluşturmamaktadır.
  • KALSİYUM KULLANIMI: Damarların duvarındaki düz kaslardaki kasılmayı çözerek, damarların genişlemesi kalsiyum kullanımı ile oluşturmaktadır. Preeklampsiyi önlediğini ve önlemediğini bildiren çalışmalar vardır. 1 gram/gün kalsiyum kullanımının preeklampsi risk ve şiddetini orta düzeyde azalttığı gösterilmiştir.
  • ANTİOKSİDAN TEDAVİ: Vitamin C ve E kullanımı preeklampsi önlenmesinde umut vermiş ancak başka çalışmalarda bu etki doğrulanamamıştır.

PANTETONİK ASİT

Pantetınik asit B5 vitaminidir.

Dekspantenol, biolojik olarak pantotenik asitin alkolüdür.Dekspantenol ağız veya damar yolu ile insan vücuduna verildiğinde pantotenik asite dönüştürülür.

Dekspantenol, doğal olarak bulunmaz, sentetik bir yapıdır. Çok çeşitli besinlerle pantoteknik asit vücuda alınabilir. Karaciğer, dalak, balık, kabuklu deniz ürünleri, yumurta sarısı, süt, yoğurt, maya, patates, brokoli, mantar, avokado, tüm tahıllar pantotenik asitten zengin besinlerdir.

Günlük 5-6 mg pantotenik asit, insanlarda eksikliğinin oluşmaması için yeterli miktardır.Gebelerde kullanımı günlük maksimum 10mg’dır. Emilimi ince bağırsaklarda olur.

Pantotenik asitin etkileri ve kullanıldığı yerler;

  • Akne (sivilce) tedavisinde kullanılır.
  • Anti inflamatuar etkisi vardır. Bu nedenle bebek bulum preparatlarında, güneşten koruyucu kozmetiklerde kullanılır.
  • Lipitleri düşürücü etkisi vardır.
  • Antioksidan etkisi vardır.
  • Vücuttaki bütün epital ve cilt alanlarında yara iyileştirici ve iyileşmeyi hızlandırıcı etkisi vardır.
  • Fibrinolitik sistem (pıhtı çözücü sitem) üzerine olumlu etkileri vardır.
  • Dekspantenolün, pantenol şekli, bağırsak anonisi, enterit, kolit, akut ve kronik bronşit, larenjit, bacak ülserleri, aftlar ve stomatitler, gözün kornea ve konjonktiva hasarlarında (damla olarak) tedavi amçlı olarak kullanılmaktadır.

Bu bilgilerin ışığında;

  • Trombasitlerin pıhtılaşmada biraraya gelmesinin önlenmesini sağlayan ( kan sulandırıcı ) etkisi nedeniyle aspirin, preeklampsinin önlenmesi için çok araştırıldı ve düşük doz olarak günümüzde kullanılmaktadır.
  • Kalsiyum günlük olarak belli miktarlarda verilip, insan vücudunda düz kasları gevşeterek damarların genişlemesini sağlayarak etkisini gösterdiği için preeklampsinin önlenmesinde araştırılmış ve kullanılmaktadır.
  • C ve E vitaminleri antioksidan etkileri nedeniyle araştırılmışlardır. Antioksidanlar: lipid peroknidasyonu sonucunda oluşan hücre ve doku hasarını önleyerek veya hafifleterek, damarları kasıcı mekanizmaların önlenmesi veya hafifletilmesini sağlar.

Bu yazıyı yazan yazarın önerdiği B5 vitamini

(B5 vitamini- Deksoantenol – Pantotenik Asit)

  • 1-Antioksidan etkisi
  • 2-Anti inflamatuar etkisi
  • 3-Fibrinolitik (pıhtı çözücü) sisteme olumlu etkisi
  • 4-Tüm vücut yaralarında mevcut mukuzalarda epitalizan etkisi özelliği nedeniyle preeklampsinin önlenmesi veya hafifletilmesinde faydalı olabilir.

Dekspantenal (B5 vitamin= pantotenik asit) antioksidan, anti inflamatuar, fibrinolik sisteme olumlu etkisinin yanında epitelizan etkisi ile; preeklampsinin temel sorunu olan damar endotel hasarının onarılması ve hasar oluşumuna direnç oluşturması nedeni ile preeklampsideki problemleri başlatan olayı hafifletebilir veya artadan kaldırabilir.

Bu konu ile ilgili bir çalışma palanlanmaktadır. Bu çalışma için şu konunun çözümü beklenmektedir;

Dekspantenol, preeklampsinin önlenmesinde, bugün gebelerde kullanılmasına izin verilen günlük maksimum doz olan 10mg’lık dozdan daha yüksek miktarlarda (25mg/gün, 50mg/gün, 100mg/gün veya daha fazlası) kullanılacak şekilde düşünülmektedir. Bu şekilde dekspantenokin yüksek miktarlarda gebelerde kullanılabilmesi konusunda araştırmalar yapılmaktadır. Yetkili birimlerden izin alınabilinirse bu çalışmayı yürürlüğe sokmayı düşünmek ve planlamasını yapma planımız vardır.


Bu yazı Op. Dr. Mesut Taşkeli tarafından yazıldı ve 1127 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler