KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMA KILAVUZUUzm. Dr. Celal Kırdar Oluşturuldu: 2017-04-10 13:24:48
Görüntü Sayısı: 1035

KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMA KILAVUZU

Toplumda kalp ve damar hastalılarına yol açan risk faktörlerinin saptanması ve tedavisi için çocukluk çağından başlayarak farkındalık yaratmak ve yaşam boyu sürdürmek gerekir.

KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMA KILAVUZU

Aterosklerotik kalp ve damar hastalıkları tüm dünyada erken ölümün en önemli sebebidir. Avrupa’da 75 yaş öncesi tüm ölümlerin kadınlarda %42’si, erkeklerde %38’inin nedeni kalp ve damar hastalıklarıdır. Ateroskleroz genellikle birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesiyle oluşur. Bireylerdeki kalp damar hastalıklarının önlenmesi için kişilerin toplam riski hesaplanmalı ve risk arttıkça daha yoğun takip ve tedavi yapılmalıdır.

Koroner arter hastalığına bağlı ölüm oranları sadece risk faktörlerinde hafif düzelmeyle bile yarı yarıya azaltılabilir. Toplumdaki kalp damar hastalığı riskinin %1 azaltılması 25000 kişide hastalanmayı önler. Bu oran bir Avrupa ülkesinde yıllık 40 milyon avroluk tasarruf sağlar.

Ailede erken Koroner arter hastalığı öyküsü ve ana kardiyovaskuler risk faktörleri olarak kabul ettiğimiz hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı ve yüksek kolesterol olan bireylerde sistematik risk değerlendirmesi gerekir.

Ailede erken koroner arter hastalığı öyküsünden kastedilen birinci derecede erkek yakınlarda 55 yaşından önce ve birinci derecede kadın yakınlarında 65 yaşından önce ölümcül ya da ölümcül olmayan kalp damar hastalığı öyküsü bulunmasıdır. Görüldüğü gibi dayı, amca, nine, dede gibi akrabalardaki olaylar risk faktörü olarak değerlendirmeye alınmamaktadır.

Düzenli fizik aktivite kalp damar hastalıklarından korunmanın temelini oluşturur. Bu sayede sadece kalp nedenli ölümlerde değil, tüm nedenlere bağlı ölümlerde de azalma olur. Her yaştaki tüm sağlıklı bireylere haftada en az 150 dakika orta yoğunluklu veya 75 dakika daha yoğun aerobik fiziksel aktivite önerilir. Orta yoğunluklu aktivite hızlı yürümek, düşük tempolu koşular, dans etmek, ip atlamak, yüzmek, masa tenisi oynamak, yavaş tempoda bisiklet sürmek gibi faaliyetlerdir. Daha yoğun fizik aktivite sırasında kişi nefesi kesilmeden birkaç kelimeden fazlasını konuşamaz. Tempolu koşu, basketbol, voleybol, tenis oynamak, step-aerobik derslerine katılmak, tempolu dans etmek gibi faaliyetlerdir. Riskli kişilerin yoğun fiziksel aktivite veya spora başlayacakları zaman efor testini de içeren bir muayeneden geçmeleri uygun olacaktır.

Sigaranın bırakılması kalp damar hastalıklarından korunmada en maliyet etkin yöntemdir. Sigara içmeyen kişileri korumak açısından, pasif sigara içiciliğinin de anlamlı risk taşıdığı bilinmelidir. Sigarayı bırakma merkezlerinden ve sigara bıraktırıcı ilaçlardan maksimal verim almak için çaba harcanmalıdır. Elektronik sigaralar, sigaranın bırakılmasına yardımcı olabilir ancak sigaralar gibi aynı pazarlama kısıtlılıkları getirilmelidir.

Hem fazla kiloluluk hem de obezite kalp damar hastalıklarına ve tüm nedenler bağlı ölüm riskinde artış ile ilişkilidir. Sağlıklı kiloya ulaşma, tansiyon, şeker, kolesterol gibi metabolik risk faktörlerini de olumlu etkiler ve riski azaltır. Sağlıklı vücut ağırlığı, vücut kitle indeksinin 20 ile 25 kg/m2 arasında olduğu kilodur. Sağlıklı bir diyet kalp damar hastalıklarından korunmanın temel taşı olarak tüm bireylere önerilir.

Yüksek LDL kolesterol düzeylerinin ateroskleroza neden olduğu günümüzde kanıtlanmış bir gerçektir. Bu nedenle LDL düşürülmesi ana hedeftir. LDL’ye alternatif olarak HDL dışı kolesterol de hedef olarak kabul edilebilir. Kolesterol ilaçlarının kullanımı için hastadaki diğer risk faktörleri göz önüne alınır. Örneğin kalp krizi geçiren bir hastaya LDL 100 mg/dl iken bile ilaç başlamak gerekirken, hiçbir risk faktörü taşımayan birine LDL 190 olduğu halde ilaç verilmeyebilir.

Kan basıncındaki yükseklikler, kalp ve beyin damarlarına bağlı gelişecek hastalıklar için en ciddi risk faktörüdür. Tedaviden elde edilecek yararı ilaç türü değil esas olarak tek başına tansiyondaki düşüş belirler. Ancak hastanın diğer hastalıklarına da fayda edebilecek kişiselleştirilmiş bir antihipertansif tedavi seçeneği üzerinde durulmalıdır. Çoğu hastada tam bir tansiyon kontrolü için çoklu ilaç tedavisi gerekir. 60 yaşın altındaki tüm hipertansif hastalarda hedef 140/90 mmHg altıdır. 60 yaşın üzerinde sistolik kan basıncının biraz daha yüksek olmasına izin verilebilir. Hipertansiyon tanısı ve tedavinin takibi için sadece birkaç ölçümle yetinilmemelidir. Gerekirse ev ölçümleri yanında 24 saatlik Tansiyon ölçüm cihazları kullanılabilir.

Son yıllarda, ülkemizde ve bütün dünyada şeker hastalığı görülme sıklığının arttığı anlaşılmaktadır . Şeker hastalığı pek çok organda harabiyet yaptığından multidisipliner yaklaşım gerektirir. Küçük damarlarda ve büyük damarlarda ortaya çıkabilecek bozukluklar körlükten böbrek yetmezliğine, felçten ciddi kalp damar hastalıklarına kadar pek çok hastalığa yol açabilir. Şeker hastalarında kalp damar hastalıklarının önüne geçebilmek için HbA1C hedefi 7nin altında tutulmalıdır. Bu amaçla gerekiyorsa insülin kullanımından kaçınılmamalıdır. Şeker hastalarında LDL ve kan basıncı hedefleri de daha düşük tutulmaktadır.

Bu konuda özellikle birinci basamak hekimlerine ve kardiyoloji uzmanlarına çok iş düşmektedir. Son 30 yılda kalp damar nedenli ölümlerde görülen azalma, başta kolesterol , tansiyon ve sigara kullanımın azalması olmak üzere toplumdaki risk faktörlerindeki değişiklikler ve kardiyoloji alanındaki gelişmelere bağlanabilir. Son zamanlarda artan obesite ve şeker hastalığı da iyi bir şekilde kontrol altına alındığında bu oran daha da artacaktır.


Bu yazı Uzm. Dr. Celal Kırdar tarafından yazıldı ve 1035 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler