HAVUZ ENFEKSİYONLARI ve KORUNMA YÖNTEMLERİUzm. Dr. Mehmet Uluğ Oluşturuldu: 2018-06-21 06:41:09
Görüntü Sayısı: 466

HAVUZ ENFEKSİYONLARI ve KORUNMA YÖNTEMLERİ

Havaların ısınmasıyla insanların serinlemek için tercih ettikleri yerlerin başında gelen yüzme havuzları, çok kişinin ortak kullandığı alanlar olduğundan pek çok sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.


HAVUZ ENFEKSİYONLARI ve KORUNMA YÖNTEMLERİ

İnsanların farklı salgılarıyla kirlenen ve uygun dezenfeksiyonu yapılmayan havuzlar birçok enfeksiyonun bulaşmasına; havuz suyunun dezenfeksiyonu için kullanılan kimyasal maddeler, suya karışan sabun, şampuan veya güneş yağı gibi maddeler de önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

Yaz aylarında serinlemek için girilen havuzların, temiz olmaması insan sağlığı için büyük tehdit oluşturmaktadır. Havuzlar; pek çok kişinin kullanımına açık olması, su deviniminin yeterli olmaması, yeterince klorlanmaması ve suyunun yeterince filtre edilmemesi sebebiyle ciddi enfeksiyon kaynağı olabilir. Yüzme havuzları havaya ve çevreye açık olduklarından, dışarıdan gelen mikroplara (bakteri, virüs, parazit ve mantar gibi) maruz kalırlar. Hastalıklara sebep olan bu mikroplar rüzgâr veya daha da önemlisi yüzücüler tarafından havuza taşınırlar.

Hijyenik olmayan havuzların en sık yol açtığı enfeksiyonlar şunlardır:

  • Gastrointestinal sistem enfeksiyonlar: Yüzücüleri en çok etkileyen enfeksiyonlar; bakteriyel, viral ya da parazit kökenli mide-barsak sistemi enfeksiyonlarıdır. Havuz suyuna karışan bu mikroorganizmalar birkaç saatten birkaç güne kadar canlılığını sürdürüp, çok az miktarda su yutulmasıyla bile duyarlı insanları enfekte edebilir. Dezenfeksiyon sistemleri mükemmel olan, çok iyi bakımlı havuzlarda bile bu risk devam eder. Havuz yoluyla en sık bulaşan hastalıkların başında rota virüsü, nörovirus, enterovirus ile hepatit A gibi viral hastalıklar gelir. Ayrıca salmonella, şigella ve E. coli gibi bakteriyel etkene bağlı hastalıklar da ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra cyriptosporidium, amip ve giardia gibi tek hücreli etkenler ile kıl kurdu gibi barsak parazitleri de görülebilir.
  • Dış kulak yolu enfeksiyonları: Havuzlarda yüzücülere bulaşan en önemli su kaynaklı kulak hastalığı, dış kulak yolu enfeksiyonudur. Temelde uzun süre suyla temas sonucu, dış kulak yolu derisinde bariyer sistemi bozulur. Özellikle dış kulak yolunu koruyan mumsu kulak kirinin ortamdan uzaklaşması sonucu, dış kulak yolu derisi florasında doğal olarak bulunan ya da suda yer alan ve bulaşıcı olmayan mikroorganizmalar dış kulağa yerleşip burada çoğalır, sonra da deri içine nüfuz ederek bu bölgede enfeksiyon oluşturur. Bu hastalık genellikle havuz hijyen koşulları nedeniyle gelişmeyip, kişisel lokal bir bağışıklık sorunu olarak ortaya çıkmaktadır.
  • Göz enfeksiyonları: Yüzücülerde, havuzdan kaynaklı göz hastalıkları içerisinde en sık bakteriyel kökenli ya da kimyasal tahrişe bağlı oluşan konjoktivit tablosu görülür. Bakteriyel enfeksiyonlarda gözde yoğun çapaklanma, batma seklinde ağrı, gözlerde kızarıklık oluşur. Sudaki klora bağlı gelişen konjoktivitlerde bu derece çapaklanma görülmez, kızarıklık ve gözlerde yanma ön planda olur. Bu hastaların tedavisi için basit yöntemlerden; ılık çay pansumanı uygulamaları, ileri olgularda da antibiyotikli göz damlası ve pomatlar kullanabilir.
  • Genitoüriner sistem enfeksiyonları: Havuz enfeksiyonlarının ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri de havuz suyu içerisinde bulunan klordur. Kadınların vajen florasında bulunan doğal bakteriyel mikroorganizmalar, onları enfeksiyonlara karşı koruyan en önemli savunma mekanizmasıdır. Klor, vajen florasını bozan bir dezenfektandır. Dolayısıyla vajenin doğal yapısını saran yararlı bakterilerin ölmesine yol açarak mantar gibi fırsatçı organizmaların ortamda üremesine neden olmaktadır. Buda enfeksiyonları tetikleyebilmektedir. Yani birçok insanın ortak kullanım alanı olan havuzların kirli olmasının yanı sıra aşırı klorlu olması da özellikle kadınlarda vajinal enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Havuzlar, sadece vajinal enfeksiyonları değil idrar yolu enfeksiyonlarını da tetikleyebilmektedir. Kadınlarda idrar yolunun kısa olması ve enfeksiyonların bu kısa yoldan hızlı bir şekilde idrar kesesine ulaşmaları sebebiyle sistit de denilen alt idrar yolu enfeksiyonu görülebilmektedir.

Havuzdan bulaşan mide-barsak enfeksiyonları genellikle kusma ve hafif ateş ile başlar, ishal ve karın ağrısıyla devam eder. Bu aşamada belirtilere yönelik tedavi yaklaşımları ve diyet ile çoğu hastalık kontrol altına alınabilir. Mide-barsak enfeksiyonlarının en dramatik tablosunu ise kusma ve ishal yoluyla oluşan sıvı-elektrolit kaybı oluşturur. Kusma ile ishal durdurucu ilaçların ve antibiyotiklerin bu hastalarda faydası olmayacağı gibi, yan etkileri daha fazla olabilir. Bu nedenle sıvı elektrolit dengesini sağlamaya yönelik diyet uygulamaları çok daha önem taşır.

Düzelmeyen ishali olan hastalar şu durumlarda mutlaka hastaneye başvurmalılar:

  • İshal kanlı ve sümüklü ise,
  • 8-10 kereden fazla kusmuşsa,
  • İshal 5 günden uzun sürmüşse,
  • Ateş 39 0C derecenin üzerinde ise ve 2 günden uzun süredir devam ediyorsa,
  • Sıvı elektrolit kaybı belirtileri ortaya çıkmaya başlamışsa (idrar miktarında azalma, ağız kuruması, göz kürelerinin çökmesi, bebeklerde bıngıldağın çökmesi, cilt gerginliğinin azalması, şuur değişikliği, dalgınlaşma, uykuya eğilim, solunumun hızlanması).

Havuz suyunun neden olduğu dış kulak yolu enfeksiyonunun belirtileri genellikle birkaç gün sonra başlar. Günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli kulak ağrısı yapabilir. Dış kulak yolu ve kulak kepçesi dokunmaya karşı çok duyarlı olur. Dış kulak yolu kızarabilir ve şişebilir. Kulaktan sarı krem rengi pis kokulu bir akıntı gelebilir. İleri aşamalarda, ağrı çeneye ve boğaza vurabilir.Bu hastalarda dış kulak yolu enfeksiyonunun tedavisinde antibiyotikli kulak damlaları, ağrı kesiciler kullanılabilir. Hastanın havuza girmesi bir süre kısıtlanmalıdır.

Bu hastalığın önlenmesinde, yüzücülerin havuza kulak tıkacı ile girmesi önerilmektedir.

Bu hastalığın önlenmesinde; özellikle çocukların havuz içinde gözleri suyla temas etmeyecek şekilde tutulması, yüzücülerin deniz gözlüğü takması, gözlük takmıyorsa suya daldığında özellikle çocukların gözlerini açmaması konusunda teşvik edilmesi önerilir. Bununla birlikte, güneş ışınları da göz enfeksiyonuna zemin hazırladığı için havuz kenarında şapkasız dolaşılmaması önerilir.

Vajinal enfeksiyonlar birçok farklı şekilde görülebilir. Havuz enfeksiyonlarının kadınlardaki en önemli belirtisi vajinal akıntılardır. Tanı akıntının yapısına ve kültür sonuçlarına bakılarak konulmaktadır. Bu akıntılar; hafif kıvamlı, renkli ve kötü kokulu olabilirler. Bu bölgede kaşıntı, batma ve sızlama hissi de görülebilmektedir. Tedaviye geç kalınırsa enfeksiyon yayılabilir.

Kadınlarda görülen havuz enfeksiyonlarının tedavisinde öncelikle enfeksiyona neden olan etkenin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu etken mantar ise mantara yönelik, bakteriyel ise bakteri ile ilgili tedavilere başlanmalıdır. Tedavi hem rahatsızlığı iyileştirici hem de sorunun tekrarlanmaması için koruyucu özellikte olmalıdır. Kısa bir tedavi sürecinden sonra hastanın akıntı ve kaşıntı gibi şikâyetleri geçecektir. Burada en önemli nokta tedaviye erken dönemde başlanmasıdır. Bu tip enfeksiyonların tedavisinde geç kalındığı takdirde; vajinal akıntılar kasık boşluklarına yayılarak daha ciddi enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Çünkü kadınların genital sistemleri, rahim ve tüpler kanalıyla kasıklara açılmaktadır. Enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri takdirde kasık boşluklarına kadar yayılabilirler.

Sonuç olarak yüzme havuzlarından bulaşan hastalıklardan korunmak için;

  • Hijyen için periyodik kimyasal ve fiziksel temizlik işlemlerinin ihmal edilmediği yüzme havuzları tercih edilmeli,
  • Ateşli hastalık ya da ishal geçirirken havuza girilmemeli,
  • Havuzda su yutmamaya dikkat edilmeli,
  • Havuza girmeden önce mutlaka duş alınmalı,
  • Havuz bölgesine ayakkabıyla veya dışarıda giyilen terliklerle girilmemeli,
  • Ayaklar antiseptik suya batırılarak dezenfekte edilmeli,
  • Çocukların havuzlara tuvaletini yapmaları engellenmeli,
  • Bir yaşından küçük çocuklar havuza sokulmamalı,
  • Kulak enfeksiyonlarına karşı kulak tıkacı kullanılmalı,
  • Ciltte sıyrık ya da kesik varsa yüzme sonrasında su ve sabunla temizlenmeli,
  • Enfeksiyonlara karşı gözlük ve maske kullanılmalı,
  • Mantar enfeksiyonlarını önlemek için ıslak mayoyla oturulmamalı ve sık çamaşır değiştirilmeli,
  • Çocuğunuzun sağlığı için onu havuza göndermeden önce hepatit A ve B aşılarını yaptırmaya gayret edilmeli,
  • Deri şikayetleriniz varsa, klorlu suyun zarar verip vermeyeceği konusunda doktora danışılmalıdır.

Bununla birlikte, havuz suyunun temiz olduğundan emin olmak için şunlara dikkat edilmelidir:

  • Temiz bir havuz suyunda havuzun dibi net görülebilir olmalıdır,
  • Havuz kenarındaki taşlar yapışkan ve kaygan olmamalıdır.
  • İyi klorlanmış bir suyun az bir kokusu olur. Aşırı bir kimyasal kokusu sorun olabileceğini gösterir.
  • Su sıcaklığı 27 0C dereceyi geçmemelidir. Hava ile su sıcaklığı doğru oranlı olmalı, arada fazla fark bulunmamalıdır.
  • Havuz pompaları ve filtre sistemleri çalışıyorsa ses yaparlar, bu sesi muhakkak duymanız gerekir.
  • Havuz PH ve klor seviyesi 2 günde bir kontrol edilmelidir.

Bu yazı Uzm. Dr. Mehmet Uluğ tarafından yazıldı ve 466 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...